Pazar, Eylül 9th, 2012

Şizofren Replikler-17 / 657, memuriyet, maaş, hafta sonu izin, tatil, bayram…

-Bu ülkede üniversite okuduysan körelmişsindir arkadaş. Köreltmişlerdir seni.

-Nasıl efendim anlamadım ?

-Seni sabit bir noktaya odaklatırlar, verirler at gözlüklerini, “atsan atlığını bil çıkarma sakın” ı da derler. Kuzu gibi kabullenirsin herşeyi. Okursun, bitirirsin, ne bitirdiysen onu kovalarsın.

-Biraz daha açar mısınız ?

-Açayım menim canım. Sen ne iş yapıyorsun ?

-Gazeteciyim.

-Üniversite okudun mu ?

-Evet.

-Hangi bölüm ?

-Gazetecilik.

-Üniversitede bu bölümü bilerek mi kazandın, isteyerek mi tercih ettin ve isteyerek mi okudun ?

-Sistem benden bir sınava girmemi istedi. Girdim, bütün kutucukları doldurdum ve üç saat önce girdiğim sınavı, üç saatin sonunda terkettim. Aslında ben Hukuk ya da Mülkiye istiyordum; sınavdan aldığım puanı görünce onlar beni istemedi, ben de üstelemedim. Zorla güzellik olmaz diye düşündüm. Önce kafamda bir il sıralaması yaptım, hangi şehre gidersem üniversite hayatını dolu dolu yaşarım diye. Sonra illere göre puanıma uygun bölümlere baktım. Yirmidört tercihten onyedincisi geldi, gazetecilik okudum.

-Ne güzel, olmuşsun da bak. Peki şimdi anladın mı beni ?

-Maalesef hayır.

-Hayy senin…

-Efendim ?

-Yok birşey. Dinle menim canım.
Çocuk yedisinde okula başlar, şimdi altı mı oldu beş mi tam bilmiyorum neyse konumuz o değil. Biz yedi üzerinden gidelim. Çocuk okula başlar, anne-babalarda da bir telaş başlar, benim çocuğum okula mı başlamış, doktor mu olacakmış büyüyünce, avukat mı olacakmış, savcı mı olacakmış aman da aman…
Fikri ve zikri despotluk başladı mı ?
Başladı.
Çocuk daha doktorluğun ne olduğunu bilmeden doktor olacam demeye başlar bu yaşlarda. Sistemin verdiği ödevleri harıl harıl yapar veliler, çocukları doktor, avukat olsun diye. Neyse ya buraları hızlı geçeyim. Direkt üniversiteye gelelim.
Üniversiteyi kazanır çocuk, etten, püften, fasulyeden farketmez girer bir bölüme. Bitti. Yani o çocuk bitti.
Edebiyat okudum, formasyonu alır öğretmen olmak için 3 saatlik bir sistem sınavına daha girerim, adı KPSS. Atanana kadar da bir dersanede asgari ücretin de asgarisi bir fiyata çalışırım.
Eee neden reklamcılık düşünmüyorsun? Öğrenciyken çalışmıştın bir yerlerde yeteneğin de var.
Çünkü Edebiyat okudum, öğretmen olacam.
Nedir bu idealist tavırlar?
657, memuriyet, maaş, hafta sonu izin, tatil, bayram…
Mutlu olacak mısın ?
657, memuriyet, maaş, hafta sonu izin, tatil, bayram…

Sisteme kötü daldım; ama ben bir türlü gelemediğim asıl konuma geleyim.

Ne okudun,
Bilgi ve Belge Yönetimi.
Ne?
Arşivcilik.
Ne?
Kütüphanecilik.
Ne?
Boşver abi.
Kaç yıllık o.
4.
Hee, neyse. Ne olacan sen?
Arşivci.
Ne?
Kütüphaneci.
Ne?
Boşver abi.
Sizde de KPSS’mi?
Yani abi.
Özel şirketler felan ?
Alıyorlar abi.
Hangi sektördeki şirketler onlar?
Bizim sektördeki abi.
Sizin sektörün şirketi de mi var ?
Yok abi. Yani bilmiyorum ki abi, bize bulursun dendi de, nasıl bulacağımız söylenmedi. Gerçi bir arkadaşım girmiş şirketin birine, pazarlamacı olmuş.
Ne?
Pazarlamacı abi.
Siz o zaman pazarlama eğitimi de görüyorsunuz.
Yok abi.
Peki.
Sen ne yapacaksın?
KPSS abi.
Neden?
657, memuriyet, maaş, hafta sonu izin, tatil, bayram…
Peki mutlu olacak mısın?
657, memuriyet, maaş, hafta sonu izin, tatil, bayram…
Doğunun ya da Batının ücra bir halk kütüphanesinde?
657, memuriyet, maaş, hafta sonu izin, tatil, bayram…
Tapu’nun arşivinde?
657, memuriyet, maaş, hafta sonu izin, tatil, bayram…
Eee sen Radyo-Televizyon istiyordun. Lisans da olmayınca Yüksek Lisans yaparım diyordun.
657, memuriyet, maaş, hafta sonu izin, tatil, bayram…
Eee oğlum hani sen okul bitince arkadaşlarınla ajans kurup kafandaki projeleri gerçekleştirecektin?
657, memuriyet, maaş, hafta sonu izin, tatil, bayram…
Eee hani okul bitince bir sene kafa dinleyecektin?
Hayat geçiyor abi, 657, memuriyet, maaş, hafta sonu izin, tatil, bayram…

Hayy senin 657’ne, memuriyetine, hafta sonu iznine… …

-Böyle binlerce diyalog, her bölümden her kesimden. Kimse hayallerinin peşinden koşmuyor, kimse istediği gibi yaşamak için çabalamıyor. Okudum, bitirdim, okuduğum bölüm bana bunları sundu. Sunulmayanların içinde kaybolup gidiyor hayalleri, projeleri, arzuları… insanların, genç beyinlerin. Neden multi ya da mini farketmez zenginlerin yani o zenginliğin temelini atanların büyük çoğunluğunun üniversite okumadığını görüyoruz. Çünkü adamlara sen bunu okudun, bunu kovala, aman başka yola sapma diyen olmamış, beyinlerini sadece (istenilen) bir alanda çalıştırmamışlar. Açmışlar bütün hücrelerini. Çalışmışlar; ama hayallerini gerçekleştirerek.

.
.
.
*60
Ne
var
doktor
ne?
görmüyor musun
röportaj
yapıyorum.

nasıl
kimse
yok
görmüyor musun?
işte,
tam
karşımda
öylece
bana
bakıyor.
ne
dediysem
dinledi,
not
aldı,
soru
sordu,
şaşırdı,
somurttu,
düşündü,
hatta
inanır mısın
bir
ara
düşüyordu.

aaa
nereye
gitti
doktor?
bundan
sonra
röportaj
için
gecenin
bir
yarısı
gelmezse
memnun
olacağımı
söyler misin
doktor?
bunları
söyletmek
için
uykumdan
uyardı
beni.

doktorrrr…
verir misin
aynamı,
biz
güzel
bir
ikili
olmuştuk
ve
sanırım
biraz da
bana
benziyordu.
yokk
tip
olarak
değil,
yapamadıklarıyla.

03:54 / 9 Eylül 2012
Celal Yıldız

*60’dan sonrasını ve aslında öncesini de anlamak için “Şizofren Replikler” okunmalıdır. Ama saçma sapan bir yazı için, aynı saçmalıkta yazılmış epeyce uzun 16 serilik saçmalıklar silsilesini okumaya değmez. Bu yazıyı da eğer sonuna kadar okumayı başardıysanız CTRL+W tuşuna basarak siteyi terkedebilirsiniz, Yapacak onca işiniz varken, daha fazla vakit kaybetmeyin.

Paylaşabilirsin!

| Kategori Şizofren Replikler



Yorum Yaz!