Perşembe, Nisan 28th, 2011

Şizofren Replikler-3

10
Aaa…
merhaba
yine
siz,
hoşgeldiniz.

bu
saatte
ne
işiniz
var
burada.

Ben
size
küsmüştüm.
ama
neyse…
niye mi ?
hani
söz
vermiştiniz,
hani
gelecektiniz
tam
altıbuçukta.
o kadar
bekledim
sizi.
“tam
cesaretimi
toplamıştım.
tam
sizi
sevdiğimi
söyleyecektim
gelmediniz.”
üstelik
nezaket
kurallarını
bildiğim
için,
siz gelmeden
yemeğe de
başlamadım.
yedibuçukta
topladılar
yemekleri
ve
ben

kaldım.

11
peki
ama
niye
gelmediniz ?
sizi
sevdiğimi
söyleyeceğimi mi
anladınız ?
korktunuz mu ?
bir
deliyle
bir
akıllıyı
yakıştıramadınız
heralde!
ama
inanın
benim
bir
beklentim
olmayacaktı,
siz
gelseydiniz
ve
ben
size
sizi
sevdiğimi
söyleseydim…

evet
sadece
söyleyecektim.
“Beklentisiz.”
sonra,
kalkıp
gidecektim
masadan,
“sizin
beni
kırmamak
ve
olmasının
imkansızlığını
anlatmak
için
kurduğunuz
cümleleri
duymamak
için…”
herşeyi
tasarlamıştım
kafamda,
ama
olmadı.
neyse
artık.
siz
gelmediniz
ve ben
sizi
sevdiğimi
söyleyemedim
ve
siz
hala
sizi
sevdiğimden
bihabersiniz.
bu
yüzden
sorun
yok.
hiçbirşey
olmamış
gibi
devam
edebiliriz
hayatımıza.

12
yok
hayır,
istemiyorum
artık
benimle
yemek
yemenizi.
kusuruma
bakmayın
ama
bir
akşam
daha

kalamam.
siz
sevgilinizle
yiyin
yemeğinizi.
pardon,
bir
sevgiliniz
var mı ?
yok mu ?
peki
bir
sevgili
olma
ihtimali
olan
herhangi
biri ?
o da mı
yok,
“desenize
hiç
şansım
yok.”
yok,
yok
size
demedim.
kendi
kendime
konuşuyorum,
deliler
gibi.
ama
sadece
gibi,
benzetme
edatı
yani…

13
bazen
düşünüyorum da..
hayır,
bazen
düşünmüyorum.
aslında
her
zaman
düşünürüm
ama
bazı
zamanlar
sadece
birşey
düşünüyorum.
özellikle
geceleri.
“ay
pencereme
geldiğinde,
bir
nur
gibi
girdiğinde
odama.”
çok
şairane
oldu
de mi ?
…..
ne mi
düşünüyorum ?
hmm…
kelimelerle
çok
oynayınca
asıl
söyleyeceğimi
unutabiliyorum,
şimdiki
gibi…
evet
hatırladım.
hayır
onu
değil,
gitmem
gerektiğini.
neden mi ?
zamana
yetişmem
gerek
çünkü.
mesela
onbeş
dakika
önce
saat
kaçtı ?
…..
yani
onbeş
dakika
önceden
bu
yana
tam
onbeş
dakika
geçti.
gördünüz mü ?
benim
ömrümden
yirmi
sene
onbir
ay
onbir
gün…
doğduğum
anı
dün
gibi
hatırlamıyorum
ama
dünü
doğduğum
an
gibi
hatırlayabiliyorum.
“insanların
kollarına
taktıkları
saat,
zamanı
değil
ölümü
görmeleri
içindir.”
ve
ölüm
çok
anidir.
bu
yüzden
ölüm
daha
fazla
yaklaşmadan
kollarındaki
saatle,
kollarındaki
saat
bir
işe
yaramalıdır
zamanı
geldiğinde.
çok
karışık
oldu
de mi ?
inanın
bende
birşey
anlamadım
dediklerimden.
ama
birşey
çıkardım
anlamsız
sözlerimden.
“zaman
çok
hızlı
geçiyor.”
iyi
geceler…

Celal YILDIZ
00:59 / 17 Kasım 2009

| Kategori Şizofren Replikler



Yorum Yaz!